Thursday, December 3, 2009

GÜVENLİKLİ KENTSEL/YEREL YAŞAM NEDİR? BAZI ÖNERİLER…

Makalenin Künyesi: Evren Haspolat (2009), "Güvenlikli Kentsel/Yerel Yaşam Nedir? Bazı Öneriler...", Memleket Mevzuat, Sayı: 45, mart-2009.

Yerel yönetimlerce yerine getirilmesi gereken yerel hizmetlerin tümü, geniş bir bakış açısı ile dikkate alındığı zaman, bu hizmetlerin tümünün güvenlikli kentsel/yerel yaşamın olmazsa olmaz parçaları oldukları görülür. Güvenlikli yerel yaşam ile kast edilen; yerel hizmetlerin genel olarak yerel halkın beden ve ruh sağlığı korunarak karşılandığı bir yaşamdır. Bu anlamda yerel güvenlik kavramını, yoksulluk ve yoksulluğun ‘doğal’ sonucu olarak can ve mala yönelen şiddet ve bunlara karşı alınan polisiye tedbirler bağlamında tanımlamamak gerekir. Genel anlamda güvenlik; zengini yoksulun saldırısından korumakla değil, tam tersine halkın geniş kesimlerini sömürü süreçlerinden korumakla mümkün olacaktır. Bu anlamda genel düzeyde güvenlikli bir yaşam için sosyal devletin neden önemli ve gerekli olduğuna, istihdam olanaklarının neden artırılması gerektiğine değinilmelidir. Eşzamanlı olarak ise yapılması gereken, bunun yerel siyasetlerle değil genel siyasetle mümkün olduğunun altını ısrarla çizmektir. Sözü edilen genel güvenlik sorunu belediyelerin değil, hükümetlerin çözebileceği geniş kapsamlı bir sorundur. Bu bağlamda AKP’nin yarattığı yerel sadaka kültürünün sorun çözmekten uzak günübirlik özelliği ve temelden yoksunluğu vurgulanmalı ve sadaka kültürü mahkum edilmelidir.

Yerel düzeyde güvenlikli yaşam ile kastedilen yerel hizmetlerin olması gerektiği içerikte ve kalitede halka sunulmasıdır. Peki “olması gereken içerik ve kalite” nedir? Olması gereken içerik ve kalite: Şebeke suyunun Dünya Sağlık Örgütü’nün belirttiği kriterlere uygun olması, bu çerçevede su arıtma tesislerinin geliştirilmesi ve yeterli kapasiteye ulaştırılması, isale hatlarının sağlam ve kanalizasyon şebekesinden uzak olması, çöplerin düzenli toplanması, sokakların temizliğinin düzenli şekilde yapılması, sokaklara belirli aralıklarla çöp kutularının konulması, tüm sokak ve caddelerin mazgallar ile donatılması ve böylece yağmurun neden olacağı su baskınlarının ve bunun da yol açacağı can ve mal kayıplarının önlenmesi, ilerleyen küresel ısınmaya ve yol açtığı kuraklığa karşı çevrenin korunması ve ağaçlandırılması, yerel sınırlar içerisindeki derelerin-yeraltı sularının-nehirlerin-göllerin korunması ve kirleticilerin engellenmesi, yerel sınırlar içindeki sanayi kuruluşlarının havaya-suya-toprağa karıştırdığı atıkların arıtılmasının sağlanması ve bunun için gerekli tedbirlerin alınması, hava kirliliğinin önlenmesi için gerek sanayi tesislerinin gerekse konutların baca filtrelerinin düzenli kontrol edilmesi, düşük kaliteli kömür kullanımının önüne geçilmesi, kanalizasyon atıklarının mutlaka arıtılması, bunun için arıtma tesisi kurulması, halkın çöplerini ayrıştırarak temizlik görevlilerine teslim etmesi için gerekli yatırım ve bilgilendirmenin yapılması, bu çerçevede yerleşim birimlerine farklı çöp kutularının (doğal atıklar-kağıt-cam-plastik-elektronik atıklar için) yerleştirilmesinin sağlanması, atıkların geri dönüşümünün belediyelerce gerçekleştirilmesi (hem çevre koruma açısından hem de ekonomik boyutu ile dikkate alınmalı bu konu), bu çerçevede geçimini bu atıkları toplayarak sağlayan vatandaşların/hemşehrilerin söz konusu geri dönüşüm için istihdam edilmesi (böylece hem onlara iş olanağı sağlanarak toplumla sağlıklı bütünleşmeleri sağlanacak hem de belediyenin bu işi organize bir biçimde yapabilmesi için gerekli olan personel sağlanmış olunacaktır), yerel ulaşımın halkın ucuz ve kaliteli ulaşımını mümkün kılacak şekilde bizzat belediyeler tarafından sağlanması (bunun için metro gibi aynı anda çok sayıda kişiyi hızlı taşıyabilecek ekonomik ve güvenli araçlara yönelmek gerekir), bu doğrultuda hem trafiği karıştıran hem de halkın güvenli ulaşımına olanak tanımayan dolmuş ve özel halk otobüsü taşımacılığına son verilerek tüm semtlere belediye otobüsleri-metro-hafif raylı sistem-vapurlar ile ulaşımın sağlanması, halkın yoğunluklu olarak bulunduğu iş-alışveriş mekânları-sokaklar-caddelerin medeni hayata uygun şekilde tasarlanması ve bu alanların kimin nereden nereye yürüyeceğini bilmediği alanlar/mekânlar olmaktan çıkarılması, kaldırımlar ve üst geçitler ile metro/tren alt geçitlerindeki merdivenlerin tümünün engelli vatandaşlar dikkate alınarak tasarlanması, yaya geçitlerinin belirginleştirilmesi, yayaların yeşil ışık sürelerinin uzatılması, yaya geçitlerinin önlerine ve alt geçit çıkışlarına hız kesici tümseklerin konulması (alt geçitlerden hızla çıkan ya da hızla yaya geçidinden geçmekte olan yayalara çarparak kazalara ve ölümlere sebep olan sürücüler böylece engellenmeye çalışılmalıdır), okul önlerinde trafik açısından özel önlemlerin alınması, halkın günlük iş ve yaşam telaşı içerisinde dinlenebileceği-spor yapabileceği-doğal hayatla temas edebileceği geniş park alanlarının yaratılması, yollarda bisiklet alanlarının ayrılması, gürültü kirliliğine karşı özel ekiplerin oluşturulması ve hem işyeri ve konutlardan hem de araçlardan fazla gürültü-ses yapanlara gerekli işlemlerin uygulanması, gürültüsüz bir kent ortamı yaratılması, halka besin ulaştıran market-hâl-pazar-kasap-restoran-cafe-bar gibi yerlerin belediyenin sağlık ekiplerince sürekli denetlenmesi, hijyen koşullarının sıkı sıkıya uygulanması, sağlıksız besin maddelerinin imha edilmesi, genel tuvaletlerin salgın hastalıkların yayılmaması açısından sürekli denetlenmesi ve gerekli hijyenik koşulların sağlanması için tedbir alınması, belediye sınırları içerisindeki kamu arazilerinin halkın ve kentlinin yararına olacak şekilde ve kent dokusunu bozmayacak şekilde değerlendirilmesi, birer rant alanına dönüşmesine izin verilmemesidir. Büyük kentlerin yeni cazibe merkezlerine dönüşen gecekondu alanları kent zenginlerinin yeni yaşam alanları haline getirilirken, gecekondu sakinleri evlerinden edilerek kendi kaderlerine terk edilmemelidir. Gecekondu alanları o bölgede oturan halkın satın alma gücüne uygun şekilde imar edilmeli ve kentsel altyapı ve üstyapı hizmetlerine kavuşturulmalıdır. Gecekondu alanları üzerinden kent zenginlerine, belediyenin olanakları ile yeni rant alanları yaratılmamalıdır. Belediye yönetimlerinin yerel halkın ortak yönetimi olduğu unutulmamalıdır. Belediyenin kolluk gücü olan zabıta memurlarının ıslah edilmesi ve böylece halk nezdindeki saygınlıklarının artırılması gerekmektedir (rüşvetçi, istediğini elde edemeyince şiddet uygulayan zabıta örneklerinin dışında, görevini gereği gibi kurallar dahilinde ve savsaklamadan yapan zabıtaların var edilmesi gereği dikkate alınmalıdır).

Yukarıda sayılan yerel hizmetler gereği gibi yerine getirildiği ve belediyelerimizin yapısındaki mevcut sorunlar giderildiği taktirde yerel düzeyde güvenlikli bir yaşam söz konusu olabilecektir. Bu anlamda yerel seçimlerde hedef, bu noktaların tümüne odaklanmak ve bunları bir bütün olarak değerlendirmekten geçmektedir. Ancak bu durumda güvenli bir kent yaşamı mümkün olacaktır. Aksi taktirde gürültülü, sokakları çöplerle dolu, musluklarından pis suların aktığı, minibüslerin okul çıkışlarında öğrencilerin üzerine sürüldüğü, zabıtaların katı atık toplayıcılarını dövdüğü (Çankaya Belediyesi örneğine bakınız), gecekonducular kamu arazilerinin işgalcileri ilan edilirken bu alanların üstelik de belediye olanakları ile donatılarak ve değerine değer kazandırılarak zenginlerin kullanımına sunulduğu bir yerel birimde, güven içinde bir yaşam söz konusu olamayacaktır.

Yerel düzeyde güvenli bir yaşam, zengini yoksulun saldırısından korumak için polisiye tedbirlerle, özel güvenlik görevlileri ya da güvenlik gereçleri ile mekânları ve alanları donatmakla değil; tam tersine kentin tümüne eşit olanaklar/hizmetler sunmakla mümkün olacaktır. Bunun için halkın yönetim organlarından biri olan belediyeleri halkın tümünün ‘ortak’ ve ‘yerel’ ihtiyaçları için seferber etmek, bu bağlamda hemşehrilerin her birini bir diğerinden üstün ya da ayrıcalıklı görmemek belediyeciliğin ana kuralı olmalıdır. Bu çerçevede hedef şehrin belirli semtlerini ‘parlatmak’ ve geri kalanını kendi kaderine terk etmek değil, şehri bir bütün olarak dikkate almak ve çözümü bütün için üretmek olmalıdır.

Ankara Özelinde Güvenlikli Kentsel Yaşamın Yaratılması İçin Bazı Öneriler

1- Kentsel su güvenliğinin sağlanması için, kısa-orta-uzun vadeli su plan ve projeleri geliştirilmeli ve maliyet-süre vs. gibi tüm açılardan değerlendirilen plan ve projeler seçim çalışmaları sırasında halka ilan edilmelidir.
2- Kentin yağışlı günlerde karşılaştığı su baskınlarının yol açtığı sorunlardan korunabilmesi için gerekli olan altyapı projesi öncelikli olarak hazırlanmalı ve seçim sürecinde halka ilan edilmelidir.
3- Kentin genel alanlarına ve apartman-bina önlerine çöp kutuları yerleştirilmelidir. Kent kimliği, başkent kimliği ile uyuşmayan sokaklara çöp koyma ayıbından Ankaralı kurtarılmalıdır. Böylece sokaklara konulan çöplerin yarattığı sağlıksız ortam giderilebilir ve yerel halkın salgın hastalıklardan korunması sağlanabilir, sağlık güvenliği temin edilebilir.
4- Çöplerin geri dönüşüme uygun olarak toplanması için proje üretilmelidir. Böylece hem kentsel çevrenin kirlenmesinin önüne geçilerek sağlıklı bir kentsel çevre yaratılacak hem de belediye açısından önemli bir gelir kalemi yaratılmış olacaktır.
5- Şehir sınırları içerisindeki, özellikle kent merkezindeki dere yatakları ıslah edilmeli, buradaki yapılaşmalar engellenmelidir. Mogan Gölü’nün su güvenliği çerçevesinde proje(ler) geliştirilmeli ve kent kimliğinin bir parçası olan bu gölün kuruması ve kirlenmesi engellenerek, kent halkının dinlenme alanlarından birisinin yok olmasının önüne geçilmelidir.
6- Kızılay’daki trafik yoğunluğunu düşürmek için planlar hazırlanmalıdır. 2004 Altgeçiti’nin ışıklandırması sağlıklı hale getirilmeli ve altgeçitin çıkısına hız düşürücü tümsekler konulmalıdır.
7- İsmet İnönü Bulvarı her iki tarafında bulunan kamu kurumlarının yoğunluğu dikkate alınarak, gerek burada çalışan personelin gerekse söz konusu kurumlarda işi olan vatandaşların güvenli bir şekilde karşıdan karşıya geçişi sağlanacak şekilde düzenlenmelidir. Söz konusu bulvardaki ölümlü kazaların en aza indirilebilmesi için “öncelik yaya”da anlayışı ile proje üretilmelidir. Aynı yaklaşım şehrin işlek olan tüm bulvarları için söz konusu edilmelidir (Örneğin De Gaul, Mevlana Bulvarı vs).
8- Kızılay, yayaların en yoğunlukla bulunduğu alanlardan birisi olması nedeniyle, kaldırımlar gidiş geliş açısından yayayı yönlendirici biçimde tasarlanmalı ki insanlar sürekli birbirlerinin hareketlerini engellemesinler.
9- Atatürk Orman Çiftliği, Gençlik Parkı, Kurtuluş Parkı gibi kent içerisinde halka nefes aldırabilecek ağaçlık park alanları yeniden düzenlenmeli ve güvenli birer dinlenme alanı haline getirilmelidir.
10- Halkın güvenli ulaşım hakkını engelleyen minibüsler ve halk otobüsleri ulaşım hatlarından kaldırılmalıdır.
11- Ülke başkentinin kimliği açısından bir utanç kaynağı olan, Başbakanlık önündeki ve Güven Park çevresindeki otobüs ve minibüs durakları kaldırılmalıdır. Söz konusu kaos alanı bir ülkenin başkentinin kent merkezi ile asla uyuşmayacak bir çirkinlik kaynağıdır. Söz konusu alanlar ağaçlandırılarak Güven Park’ın alanına dahil edilmelidir. Böylece söz konusu alanın yarattığı gürültü-hava kirliliği engellenirken, kentsel görünüm de kısmen düzeltilebilecektir.
12- Ankara’nın imar planına ve kent kimliğine aykırı şekilde hızlanan kent çeperlerindeki hoyrat ve güvenliksiz-kalitesiz yapılaşmaya son verilerek, Batıkent benzeri yeni yerleşim projelerinin hayata geçirilmesi için çalışılmalı, söz konusu çalışmalar seçimlerde halka ilan edilmelidir.
13- Kentsel ulaşım metro temel alınarak sağlanmalıdır. Bu çerçevede metro hatlarının kentin ana yerleşim alanlarına paralel olarak uzatılması ve çeşitlendirilmesi sağlanmaya çalışılmalı, bu doğrultuda projeler üretilerek halka ilan edilmelidir.
14- Kentin en gözde alanları alışveriş merkezlerine değil, halkın güvenli ve sağlıklı alışveriş yapacağı semt pazarlarına uygun olarak düzenlenmelidir. Semt pazarlarının sayısı artırılmalı ve bu pazarlardaki gıda ve fiyat güvenliği zabıta aracılığı ile temin edilmelidir.
15- Bir üniversite ve öğrenci kenti olan Ankara’da öğrencilerin kentteki yaşantısını kolaylaştıracak projeler üretilmelidir. Örneğin öğrencilerin okullarına bisikletleri ile gidebilmeleri için ana bulvar ve caddelerde güvenlikli bisiklet şeritleri oluşturulmalıdır. Bu olanak; öğrencilerin ulaşımını güvenli hâle getirecek, çevre açısından kirliliği azaltacak ve aynı zamanda metro-ankaray-otobüs gibi toplu taşım araçlarındaki yoğunluk azaltılabilecektir.
16- Kent trafiğini hafifletmek açısından sadece öğrencilerin değil, tüm kent sakinlerinin kısa mesafelerdeki ulaşımlarını bisikletleri ile gerçekleştirebilmeleri için bisiklet şeritlerinin yanı sıra kent merkezlerinde bisiklet park yerleri oluşturulmalıdır.
17- Kent merkezinde var olan park yeri sıkıntısını gidermek için büyük çapta bir proje geliştirilmeli ve halka ilan edilmelidir.
18- Gıda güvenliği açısından lokanta-restoran-cafe-bar-market-kasap-hâl gibi yerlerin sürekli denetlenmesine yönelik planlar hazırlanmalıdır.
19- Ankara’nın kent kimliğinin önemli parçaları olan Ulus gibi semtlerdeki tarihi binaların restorasyonu yapılarak, bina güvenlikleri sağlanmalıdır.
20- Yine Ankara’nın kent kimliğinin olmazsa olmaz bileşenlerinden olan Ankara Kalesi’nin hem düzenlenmesi hem de 24 saat boyunca güvenle gezilebilecek bir mekâna dönüştürülmesi için proje üretilmelidir.